Pareto tablosu nedir ?

Duru

New member
Belki siparişlerin büyük kısmı zaten üretim planlamasındaki hatalar nedeniyle geç hazırlanıyordur.

Belki stok kayıtları güncel değildir.

Belki satış ekibi müşteriye gerçekçi olmayan teslimat tarihi veriyordur.

Belki taşıyıcı şirketle iletişim sürecinde sorun vardır.

Yani Pareto bize nereden başlamamız gerektiğini gösterebilir.

Ama neden olduğunu anlamak için başka analizlere ihtiyaç duyabiliriz.

Bu noktada neden-sonuç diyagramı, süreç haritası, kontrol grafikleri veya daha ayrıntılı veri analizi gibi araçlar devreye girebilir. Pareto grafiği de zaten ASQ'nin sıraladığı yedi temel kalite aracından biridir; tek başına bütün problem çözme sürecinin tamamı değildir.

Bir Başka Tehlike: 80/20'yi Ezberlemek

Bence Pareto konusunda yapılan en yaygın hata, 80/20 sayısını fazla ciddiye almak.

Bir yönetici “Mutlaka yüzde 80'i bulmalıyız” diye düşünürse yanlış bir hedef koyabilir.

Bazen 70/30 olur.

Bazen 60/10 olur.

Bazen birkaç kategori neredeyse eşit dağılır.

Bazen de küçük görünen bir kategori kritik derecede önemlidir.

Örneğin bir hastanede nadiren gerçekleşen bir olayın sonuçları çok ağır olabilir. Sadece olay sıklığına bakarak onu listenin sonuna atmak doğru olmayabilir.

Benzer şekilde bir yazılım şirketinde ayda yalnızca birkaç kez gerçekleşen bir güvenlik problemi, yüzlerce küçük kullanıcı arızasından daha öncelikli olabilir.

Dolayısıyla Pareto'nun ruhu “her şeyi yüzde 80 ve yüzde 20 olarak böl” değildir.

Asıl fikir şudur:

“Kaynaklarını dağıtırken sonuçların nerede yoğunlaştığını araştır.”

Pareto Tablosu Nasıl Hazırlanır?

Hikâyeye geri dönelim.

Toplantıda sonunda bir karar verdik.

Önce veriyi düzenleyecektik.

İyi bir Pareto tablosu oluşturmak için temel olarak şu adımları izleyebilirsiniz:

1. Problemi net tanımlayın.

“İşler kötü gidiyor” bir veri kategorisi değildir.

“Son üç ayda alınan müşteri şikâyetlerinin nedenleri” daha ölçülebilir bir tanımdır.

2. Kategorileri belirleyin.

Teslimat, yanlış ürün, eksik belge, hasar gibi kategoriler oluşturabilirsiniz.

3. Ölçülebilir veri toplayın.

Kaç kez meydana geldi?

Ne kadar zaman kaybettirdi?

Kaç TL maliyet oluşturdu?

Kaç müşteriyi etkiledi?

Sorunun amacına göre uygun ölçüyü seçin.

4. Büyükten küçüğe sıralayın.

Pareto grafiğinin en belirgin özelliği budur.

5. Kümülatif yüzdeyi hesaplayın.

İlk kategoriden başlayarak toplam içindeki birikimli payı hesaplayın.

6. Sonuçları yorumlayın.

En büyük birkaç kategorinin toplam etkinin ne kadarını oluşturduğuna bakın.

7. Sonucu başka analizlerle doğrulayın.

En büyük sütunu bulmak, kök nedeni bulmak değildir.

ASQ'nin önerdiği prosedür de kategori belirleme, uygun ölçümü seçme, veri toplama, toplamları hesaplama, sütunları büyükten küçüğe sıralama ve gerektiğinde kümülatif yüzdeleri ekleme adımlarını içeriyor.

Toplumsal Tarafta Pareto'yu Düşünmek

Toplantıdan çıktıktan sonra Pareto tablosunu yalnızca şirketlerin kullandığı bir grafik olarak düşünmemeye başladım.

Çünkü aslında günlük hayatımızda da benzer bir problem yaşıyoruz.

Bir öğrencinin zamanını düşünün.

Sınavda aldığı sonucun bütün nedenleri eşit olmayabilir.

Bir evdeki tartışmaların bütün nedenleri de aynı ağırlıkta olmayabilir.

Bir internet sitesindeki kullanıcıların bütün sorunları aynı sayıda kişiyi etkilemeyebilir.

Bir şehirde trafik sorunlarının bütün kaynakları aynı etkiyi oluşturmayabilir.

Burada Pareto düşüncesi bize ilginç bir soru yöneltiyor:

“Her şeye aynı anda müdahale etmek yerine, en fazla etki yaratan birkaç noktayı bulabilir miyiz?”

Fakat bu sorunun toplumsal açıdan tehlikeli bir tarafı da var.

Çünkü yalnızca çoğunluğun yaşadığı sorunlara odaklanırsak küçük grupların ciddi problemlerini gözden kaçırabiliriz.

Bu nedenle Pareto, insani kararların yerine geçmemeli.

Bir önceliklendirme aracı olarak kullanılmalı.

Toplantının Sonunda Her Şey Değişti mi?

Hayır.

Ertesi sabah şirket bir anda kusursuz çalışmaya başlamadı.

Teslimatlar sihirli biçimde hızlanmadı.

Müşteri şikâyetleri sıfırlanmadı.

Ama çok önemli bir şey değişti.

İnsanlar artık aynı probleme aynı anda saldırmıyordu.

Önce veriye bakıyorlardı.

Bir hafta sonra teslimat gecikmelerinin önemli bir kısmının aslında üretim planlama sürecindeki belirli iki aşamayla ilişkili olduğu görüldü.

Mert hemen çözüm planını çıkardı.

Zeynep ise müşterilerle yapılan görüşmelerden gelen geri bildirimleri sürece ekledi.

Biri “Nasıl düzeltiriz?” diye soruyordu.

Diğeri “Düzeltirken kimi ve neyi gözden kaçırıyoruz?” diye soruyordu.

İkisi birlikte daha iyi bir sonuç ortaya çıkardı.

Bence iyi analiz tam olarak böyle bir şey.

Tek bir bakış açısının zaferi değil, farklı soruların aynı veri üzerinde buluşması.

Pareto Tablosunun Asıl Gücü Nerede?

Bir Pareto tablosuna ilk baktığınızda aslında sadece birkaç sütun görürsünüz.

Ama doğru kullanıldığında o sütunlar bir karar hikâyesine dönüşür.

En uzun sütun bize “Buraya bak” der.

Kümülatif çizgi “Buraya kadar olanların toplam etkisini düşün” der.

Veriler ise “Tahmin etmek yerine beni incele” der.

Ve belki de en önemlisi, tablo bize şunu hatırlatır:

Her problem eşit değildir.

Her problemi aynı anda çözmeye çalışmak çoğu zaman çalışmakla ilerlemek arasındaki farkı büyütür.

Çok yoğun olmak, doğru şeye odaklanmak anlamına gelmez.

Pareto yaklaşımı bu yüzden sadece kalite yönetiminde değil, yönetim düşüncesinde de değerlidir.

Çünkü sınırlı zamanımız, paramız, enerjimiz ve insan kaynağımız var.

Mesele her problemi çözmekten önce şu soruyu sormaktır:

“En büyük değişimi yaratabilecek birkaç noktayı gerçekten biliyor muyuz?”

Forum İçin Son Bir Soru

Benim bu konudan çıkardığım en önemli ders, Pareto tablosunun aslında bir grafik olmaktan daha fazlası olduğu.

Bir düşünme biçimi.

Problemi büyüklüğüne göre değil, etkisine ve dağılımına göre görmeye çalışmak.

Ama aynı zamanda grafiğe körü körüne güvenmemek.

Çünkü verinin arkasında her zaman bir süreç, bir insan ve bazen görünmeyen başka bir neden var.

Siz olsanız kendi hayatınızdan hangi problemi Pareto tablosuna koyardınız?

İş yerindeki tekrar eden sorunları mı?

Müşteri şikâyetlerini mi?

Zamanınızı tüketen işleri mi?

Yoksa günlük hayatta sürekli geri dönen başka bir meseleyi mi?

Belki de asıl ilginç soru şu:

Hayatımızda “çok fazla sorun var” dediğimiz bazı durumlarda, aslında çözülmesi gereken sorun sayısı gerçekten çok mu, yoksa birkaç temel neden diğer bütün sorunların gölgesini mi büyütüyor?

Bu soruya verilecek cevap, Pareto tablosunun neden onlarca yıldır kullanılmaya devam ettiğini de anlatıyor.

Çünkü bazen çözüm, daha fazla çalışmakta değil; neyin gerçekten önemli olduğunu daha net görmekte saklıdır.

Kaynak notu: Pareto grafiğinin tanımı, kullanım alanları ve oluşturma adımları için American Society for Quality (ASQ) kalite kaynakları; Pareto ilkesinin Vilfredo Pareto'dan Joseph Juran'ın kalite yönetimi çalışmalarına uzanan tarihçesi için ASQ'nin kalite kaynakları esas alınmıştır. Ayrıca Pareto analizinin yalnızca frekansa göre yapılmasının bazı durumlarda yanıltıcı olabileceğine ilişkin ASQ Quality Progress çalışmaları dikkate alınmıştır.

Hikâyeyi 1000 kelimeyi aşacak şekilde genişletKaynak notunu bağlantısız ve tutarlı düzenle

Hikâyeyi 1000 kelimeyi aşacak şekilde genişlet

Kaynak notunu bağlantısız ve tutarlı düzenle

Tabloyu forum biçimine uygun biçimlendir
 
Üst