Siyahilik çekinik mi ?

Aylin

New member
Siyahilik Çekinik mi? Bir Ailenin Hikâyesi

Merhaba sevgili forumdaşlar,

Bugün sizlere derinden hissettiğim bir hikaye paylaşmak istiyorum. İçinde sevgi var, bazen acı var, ama en çok da anlam arayışı var. Konumuz, “Siyahilik çekinik mi?” sorusunun altında yatan derinliklere dair. Bu yazı, sadece bir hikaye değil; duygusal bir keşif, kimlik, toplum ve bireysel mücadelelerin bir araya geldiği bir yolculuk. Hikayenin sonunda, belki bu soruya daha farklı bir açıdan bakmaya başlayacaksınız.

Hadi başlayalım…

Bir Aile, Bir Savaş, Bir Kimlik

Ali ve Zeynep, sıradan bir çiftti. Birbirlerini çok seviyorlardı. İstanbul'un gürültülü ve hareketli sokaklarında, hayatlarını küçük, huzurlu bir evde, birbirlerine destek olarak geçiriyorlardı. Ancak onların hayatı, bir gün beklenmedik bir şekilde değişti. Zeynep, hamile olduğunu öğrendiğinde, birlikte büyük bir sevinç yaşadılar. Ama Zeynep, bir sabah hastaneden dönerken yüzünde bir düşünce ile eve gitti. Bunu Ali'ye söylediğinde, Ali gülümsedi, ama Zeynep’in gözlerinde beliren karmaşık duyguyu fark etti.

Zeynep’in endişeleri vardı; kendisi Türk kökenli, Ali ise bir göçmen ailesinin çocuğuydu. Ali’nin ailesi, Afrika kökenliydi. Zeynep, hamileliğin ilerleyen günlerinde çokça düşündü: "Bizim çocuğumuz nasıl biri olacak?" diye. Çünkü siyah olmanın ne demek olduğunu hiç anlamamıştı; sosyal hayatta karşılaşılan önyargılara, ayrımcılığa dair gerçekleri hiç yaşamamıştı.

Zeynep’in kafasında, bu sorular dönüp duruyordu. Bir çocuğun kimliğini toplumun gözünde nasıl inşa ettiğini düşünüyordu. Siyah bir çocuğun dünyaya gelmesi, bir şekilde farklı olmayı gerektiriyor muydu? Ve siyah olmanın çekinik kalması mı gerekiyordu?

Ali, her zamanki gibi daha pragmatik bir yaklaşım sergiliyordu. O, çözümleri hızlıca bulmayı seven, analitik ve stratejik bir insandı. “Siyah olmanın çekinik olmasını istemiyorum,” diyordu bir akşam yemeğinde, gözlerinde derin bir kararlılıkla. “O çocuğun kimliği güçlü olacak. Hiçbir şey, ona kendi değerini öğretmekten önemli değil. Bizim sevgimizle büyüyecek, bu dünyanın buna değer olduğunu bilecek.”

Ama Zeynep’in kafasındaki soru hala cevapsızdı. Siyahlık gerçekten çekinik mi? Kimlik, renklerden mi şekilleniyordu yoksa başka bir yerde mi aranmalıydı?

Zeynep’in Hikayesi: Empatik Bir Anne Olma Mücadelesi

Zeynep, zamanla derin bir empati geliştirdi. Çocuğu, hayatını bir gün kendi kimliğiyle şekillendirecekse, ona her konuda destek olmak, bazen dünyadaki önyargılara karşı durmak, bazen de toplumun sormadığı sorulara yanıtlar aramak zorunda kalacaktı. Zeynep’in empati kapasitesi büyüdükçe, sadece kendi çocuğu için değil, tüm siyah bireyler için de endişelenmeye başladı.

Bir gün, Zeynep ve Ali, parkta yürürken Zeynep bir grup çocuğun oynamasını izledi. Birkaç çocuk, küçük bir siyah çocuğu alay ediyordu. Zeynep, kalbi sızlayarak bu durumu izledi. O an fark etti ki, toplumda hala kimliklerimiz üzerinden önyargılar vardı. Siyah olmak, aslında öne çıkmak, değil çekinik olmak demekti. Zeynep’in aklına, kendi çocuğunun bir gün bu alayların hedefi olup olmayacağı geldi. "Bir çocuğa yaşatılmaması gereken bir acı, ona öğrettiklerimizle şekillenebilir," diye düşündü.

Ama Zeynep, sadece bir anne olarak değil, aynı zamanda bir insan olarak bir şey daha fark etti: Empati, yalnızca hissetmek değil; aynı zamanda birlikte harekete geçmeyi gerektiriyordu. Zeynep, bu toplumun değişmesi gerektiğini anladı. Siyahlık çekinik olamazdı; toplumun kalıpları değişmeliydi.

Ali’nin Hikayesi: Çözüm Odaklı Bir Baba Olma Mücadelesi

Ali, Zeynep’in düşüncelerini duyduğunda, her zaman olduğu gibi çözüme yönelik hareket etmek istedi. O, bir babanın sorumluluğunu taşırken, tüm bu sorulara dair somut adımlar atmayı düşündü. Siyah olmanın toplumda bir yük gibi hissedilmesinin yanlış olduğunu düşündü. “Zeynep, biliyorsun, siyah olmak çekinik olmak demek değil,” dedi bir gün, Zeynep’in kafasında dönen soruları anlamış bir şekilde. “Bizim oğlumuz, güçlü olacak. Biz ona kendi kimliğini öğretmeli, toplumu değiştirmek için de birlikte adımlar atmalıyız. Toplumsal değişim zaman alacak, ama biz başlamak zorundayız.”

Ali’nin çözüm odaklı yaklaşımı, ona her zaman güç veriyordu. Toplumsal baskılara karşı, o da Zeynep gibi kucaklayıcı bir yaklaşım benimsemişti, ama bu yaklaşımı daha çok değişim yaratma motivasyonu ile harmanlıyordu. Siyah olmanın, bir dezavantaj değil, aslında bir güç olduğunu anlatmaya kararlıydı.

Bir gün, Zeynep ve Ali, çocukları doğduktan sonra birlikte daha büyük bir harekete geçmeye karar verdiler. Çocuklarının kimliği üzerine çalışarak, ona bir miras bırakmayı istiyorlardı.

Zeynep, Ali’ye dönerek, "Belki de bizim yapmamız gereken tek şey, ona ve dünyaya gösterdiğimiz sevgiyle her şeyin mümkün olduğunu anlatmak," dedi. Ali, ona sarılarak, "Aynen öyle. Kendi kimliğine saygı duyan bir insan, dünyadaki her engeli aşabilir."

Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Sevgili forumdaşlar, bu hikaye size ne ifade etti? Siyahlık gerçekten çekinik mi? Toplumun oluşturduğu kalıpları yıkmak, kimliğimizle güçlü bir şekilde yaşamak mümkün mü? Erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımı ve kadınların empatik bakış açısı, bizim toplumumuzu nasıl değiştirebilir? Bu konuda sizin hikayeleriniz, düşünceleriniz neler? Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi bizimle paylaşın, hep birlikte bu konuyu daha derinlemesine tartışalım.